İklim değişikliği ve salgın koşulları altında yeniden ele alınması gereken şehircilik konseptinde “drone”ların ve diğer hava araçlarının büyük rol oynaması öngörülüyor.

“Drone”lar, kişisel hava taşıtları ve hava taksileri, yakın gelecekte günlük yaşamın bir parçası hâline gelebilir. Bu araçlar yeni ulaşım yöntem ve yolları oluşturacaklar. “Drone”lar güvenlik ve nakliye işlerinin yanı sıra, otomasyona yönelim arttıkça, inşaat sektöründe de daha yaygın bir şekilde kullanılacaklar.

Bu hava araçlarının kentsel alanlarda kullanılmaya başlanması için şehir konseptlerinde ciddi değişiklikler yapılması gerekecek. “Drone”lar ve benzeri araçlar, iniş-kalkış pistleri, şarj noktaları ve istasyonlara gereksinim duyacak. Şehircilik anlayışının yeniden ele alınması ve daha sürdürülebilir bir inşaat mantığını temel alması gerekecek.

Sivil kullanıma yönelik “drone”lar, bugün bile gerek boyut gerekse karmaşıklık bakımından çeşitlilik arz ediyor. Yüksek çözünürlüklü kameralar, taşıma mekanizmaları, termal sensörler, hoparlörler ve tarayıcılarla yüklenebiliyor. Kamu sektöründe “drone”lar, afet müdahale ve itfaiye hizmetlerinde kullanılıyor.

Salgın döneminde “drone”ların farklı işlevleri de öne çıktı: Kolluk kuvvetleri, kısıtlamaların uygulanmasında “drone”ları etkili bir şekilde kullandı. Normalde tarla ilaçlamada kullanılan “drone”lar, şehirlerin dezenfeksiyonunda kullanılmaya başlandı. İngiltere’deki bir bölgede, “drone”ların tıbbi malzeme nakliyesinde kullanılması için denemeler yapılıyor.

“Drone”ların yanı sıra, geleceğin şehirlerinde gerek özel araç gerekse taksi amacıyla kullanılacak, dikey kalkış-iniş yapabilen (VTOL) araçların da yer alması öngörülüyor. Muhtelif firmalar, elektrikli multi-rotor jetlerle çalışan VTOL (eVTOL) araçlar geliştirmeye başladı. Artık bu araçları baz alan yarış organizasyonları bile düzenleniyor.

Bahse konu araçların şehirleri ciddi şekilde değiştirme potansiyeli olsa da kentsel alanlarda yoğun ve kapsamlı bir test sürecinden geçmeleri gerekiyor. Airbus’un yaptığı bir araştırma, halkın VTOL araçlarla ilgili çekincelerinin, yerdeki insanların güvenliğini ve gürültü meselesini merkez aldığını gösteriyor.

VTOL araçların yaygınlaşması, yeni bir mimari ve altyapı anlayışını da beraberinde getirecek. Mevcut yapıların, iniş-kalkış pistleri, enerji verimliliği için solar paneller, nakliye “drone”ları için şarj noktaları ve gürültüye yönelik önlemlerle, bu yeni gerçekliğe adapte edilmesi gerekecek.

Mimar Saúl Ajuria Fernández, nakliye “drone”ları için bir istasyon tasarımı yaptı. Bir arı kovanı mantığıyla çalışan istasyona gelen “drone”lar hem şarj oluyor hem de dağıtıma çıkacak mallarla yükleniyorlar. Humphrey & Partners firmasının Pier 2 adı verilen futuristik, modüler bina tasarımı da nakliye “drone”larına yönelik bir iskele uzantısı içeriyor.

Bir diğer tasarım ise Norman Foster Foundation’ın, Rwanda’nın kırsal alanlarında “drone”lar ile tıbbi malzeme ve benzeri malların nakliyesi için ürettiği “drone” istasyonu. Bu yapı aynı zamanda halkın bir araya geldiği ve robotik eğitimi alabildiği bir merkez olmayı amaçlıyor.

“Drone”lar, kentsel alanların daha sürdürülebilir olmalarına da yardımcı olacak. Stuttgart Üniversitesinden araştırmacılar, kurulumu “drone”larla yapılan, ayarlanabilir bir çatı kaplaması geliştirdiler. Panellerini Güneş’in konumuna göre ayarlayan bu kaplama, gölge açılarını optimize ederek havalandırma sistemlerine olan ihtiyacı azaltıyor.

Diğer ulaştırma biçimlerinin verimsizliğine paralel olarak, hava taksilere ve kişisel hava araçlarına olan talebin giderek artacağı öngörülüyor. Airbus’ın araştırmasına göre VTOL araçlara yönelik en yüksek talep, trafiğin yol açtığı kirliliğin en yoğun olduğu Los Angeles ve Mexico City’de görülüyor. Bu araçların yaygınlaşmasıyla kentsel alanın da iniş-kalkış pistleri, hava alanı benzeri altyapı unsurları ve şarj noktaları içerecek şekilde revize edilmesi gerekecek.

Bunun da ötesinde, 150 metrenin altında kalan bu hava sahasında işletilecek bu lojistik ağının bir “kentsel trafik idaresi sistemi”ne ihtiyacı olacak. Bu sistemin nasıl çalışacağına yönelik güzel bir örnek ise Superflux stüdyosunun Drone Aviary adlı projesi. Proje kapsamında birbirinden farklı işlevleri olan birçok “drone”un, aynı hava sahasını emniyetli bir şekilde paylaşarak, nasıl faaliyet gösterebilecekleri modelleniyor.

17.07.2020

Kaynak: https://www.fastcompany.com/90528968/how-drones-could-reshape-cities